Çektiğin acının gözbebeklerinde görünmemesi beni korkutan..Perdeler örtülmüş üzerlerine kalın kalın..Ne var ne yok hepsini gizliyor.. Yalnızlığın hariç.. Her hücrenden okunuyor..Utanmıyor kendinden.. Apaçık gösteriyor, deşifre olmak için özel bir çaba sarf ediyor..
Korkmuyor yakalanmaktan!
Korkmuyor gözyaşlarınla yanaklarına süzülmekten!
Arınan bir yalnızlığın var, gözyaşlarınla durulanan.. Perdelerinin, duvarlarının saklayamadığı..Ama sen.. Seni öyle ürkütmüşler, ruhunda o kadar çok yara açmışlar ki, yalnızlığını paylaşmaya korkuyorsun.. Acılarını gömdüğün gibi yüreğinin en ıssız yerine, onu da gömmek istiyorsun.. Hiçkimse bilmesin, görmesin, duymasın istiyorsun..Üç maymunu oynasın insanlar.. Dokunmasınlar ne ruhuna ne bedenine.. Daha fazla yara açmasınlar, yormasınlar, yıpratmasınlar.. İstiyorsun.. Diliyorsun..
Unutuyorsun bazen gözlerindeki perdeleri sıkıca kapatmayı.. Hafifi bir rüzgar estiğinde aralanıyor.. ...
[daha fazla]
Şimdisi gelmeyen öncesi bir sonrayı anmak kadar aptalca solumak
Aşkın ardı sıra havada asılı kalan kokunun duyulması kadar
Ve sen yittin ve ben olduğum yerdeyim
İki farklı coğrafyayı bölen sismik çizelgeleri kadar doğrusal artık yaşam
Olması gerekenin olmuşluğuna sunulan tevazusal susuşlar
Temizleriyle değişmesi kadar kolay olmasa da çarşaflar
Kolay aslında yaşamak, o yatağın dilinde farklı tenlerin tercümelerini sunmak
Ve sen yittin ve ben olmadığım bir yerdeyim
Yaşama gafletini üstlendiğim bir yalanın tam orta yerindeyim
Gideceğim yolların akıbetinden bihaberim
Ve ben yittim ve sen, sen olduğun yerdesin
Kimi bir aldanışın sıcağına, yeri geldiğinde bir düzenin uyumundasın
Oysa sadece benim aklımı kazan bir beladan farksızsın
Ve bittik
Kalmadığını görene değin, yaşama zaruretindeyiz
Bir ...
[daha fazla]