mixxt

mixxt üyesi değil misin?

mixxt'e hoş geldin!

Siyah ile Beyaz Arasındaki Oryantasyon Çalışması

İçimdeki 'Sen' Kırıntıları

Siyah ile Beyaz Arasındaki Oryantasyon Çalışması

*Su; çöl olursa bir gün, kıyamet kurtuluşu olur göğün!

Güney yarım küresinde hayal dünyamızın
Sen, ben ve oldukça tropikal bir masal…
Burada tam da bu yaşam kesitinde ömrümün
Kim bilir afrodizyak etkili bir akşamın pencere seyrinde belki
Sırtında çuval çuval kederle önümden geçiyorsun
İlk kez böyle bir gerçeklikle karşılaşıyor gözlerim benim
Öylesine mert, alın teri âlemlere bedel, öyle mahzun…

-Nereden öğrenirim emekçinin tarihçesini?
-Her emekçinin avuç içinde muhakkak yazılıdır zaten…


Hani o anadan doğma halde leğene oturtularak
Kafasına tas vurula vurula yıkanan çocuklardandın
Sonra malum o elektrik yoksunluğunda
Odanın hâkim köşesine konuşlanan mumun sonsuz yalazında
Ta İnkalardan beri söylenegelen efsanelerle uykuya dalardın
Adıyla ancak atlaslardaki küçük bir paragrafta
Ya da felaket haberlerinde rastlaştığım o hüzünkâr ülkende
Ruhun günbegün nasır tutarken, sen ise öfkeyle büyüyordun
Had bildirme merkezlerinde çalışmış
Kel başa şimşir tarak uygulamalarının hepsine katılmış
Feleğin kurduğu tüm çakralardan sıyrıksız geçmiştin
Şimdilerde iyi niyetlerinin sömürüldüğü bir kahve fabrikasında
Egosu gelişmiş ve de birleşmiş milletler için
O burjuvazi hanım teyzeler mocha içebilsin diye kafelerde
Avuç patlatıyordun tabir-i caizse
Evde annen çorbanın altını yakmıştır çoktan, mesai bitiminde
Ve sen pillerini defalarca dişlediğin o walkmanın ile
Kulak tıkıyordun adeta çevrendeki olmazlara
İlkokul öğretmeninin sınıftaki herkese dağıttığı
Senin de dinlemekten hiç usanmadığın o kasette
“Yalnızlık da bir ilişki çeşididir
Kendinlesindir, dinlersin yeniden tanırsın belki seni
Bazen koskoca kâinata sığamayacak ölçütteyken
Zerre kadarsındır bazen de
Birini özlemenin şiddetidir sanki tenine dokunan
-ki seninle sevişmenin en can alıcı yanı nedir biliyor musun?
O sıra senin de orada bulunman…”
diyordu şair
Muhtemelen adam güçlükle bu satırları okurken
Sesinin bir anda çatallaşmasını seviyordun
Çünkü sen müthiş manalar yükleyebiliyordun susuşlara
Peki Lalena, şiir ne menem bir şeydi?
Acıyı evrenselleştirmekten başka…

Yüzünün estetik açıdan tüm o çirkinliğine rağmen
Ne de güzeldi insanlığıma bıraktığın o onurlu fotoğraf
Sevap haneme bir puan daha yazılırdı sana her bakışımda
Gülüşümü dahi yadırgar olduğum şu ahir vakitlerde
Burada bu yıkık dökük barakada, cam kenarına mevzilenmiş
Kurşun yağmuru altındaki sokağımdan geçişini izlerken
Dünyanın kaç bucak olduğunu anladım ben
Senin saçının tek telinden, taa ayakucuna dek…
Yürürken dalgındın, hep bir şeyleri ararcasınaydı adımların
“Güneş yine nereye kaytardı?” diyordun bazen mesela
Oysa hemen yakınında, refakatindeydi gölgen
Peru’da, sana daima muhalif olmayı aşılayan bu topraklarda
İklimin hiç uymamıştı ki zihninde şekillenen coğrafyayla
Sen kırmızı karların yağdığı bir ütopya hayal ediyordun
Fakat kıyamet alameti sayılıyordu o hadise
Bazı dinlerin görsel sanatlara hiçte açık olmayan kuralcılığında
-ki bunca mezhep kavgasının tam da ortasında
Siyah ile beyazın ateş hattında
Griye öykünen haklı bir gurur mücadelesiydi seninki
Derken işte o serseri mermi çekirdeği
Gelip de saplanınca en sakındığın yere, yüreğine
Bana dönerek şu dizeleri okudu son demlerindeki gözlerin
Henüz düşmeden;
“Seni; ey haymatlos şair evet seni
Göğsümdeki tuz oranı düşük yaraya davet ediyorum
Bunda herhangi bir abeslik yok
Oradan daha içerimde olamazsın farz ediyorum…”


Sustum haliyle…
Bu lal anlara tonlarca anlam vereceğini bile bile, sustum…

Lalena söylesene, şiir ne menem bir şeydi?
Ben şuan sana; acının evrenselleştiği bu bambaşka şiirde
Nefret beslediğin bütün o paslı sistem çarklarına
Somun ekmeği yarıdan pay edemeyen bütün o insan türlerine
Tıpkı o sürekli dinlediğin kasetteki gibi
Dil(eğ)diğince küfretme şansı tanısam, kim ne diyebilir ki
Buyur hadi kalem sende;

-İyiyim ben, bir şeyim yok
Kimsenin anlamayacağı o yaram dışında
Öyle toplanmayın başıma, sızı bu nasılsa diner
Bi' gidin aslınız kirden görünmüyor!
Tabii ya doğru, hep beni düşünerek hareket etmişsiniz
Üzerime titremişsiniz asırlardır
Olur mu, aksine hiç incitmek istememişsiniz
Lan bi' gidin, yalanlarınız boyunuzu aşmış sizin!

Hak etmiyorsunuz kötü kelamları bile
Ananız avrat da olur size, menfaatiniz işlerse
Yeter ki cukka dolsun, neyinize alın teri
Ulan bi’ gidin, siktirin gidin
Öyle çok sevmişim ki yeminlerinize aldanmayı
Ne deseniz kanıyorum!
Olduğu gibi kan, önüm ardım…


Lalena ah, susuyorum hâlâ cesedinin fotojenikliği karşısında
Güney yarım küresinde hayal dünyamızın
Yokluğun, ben ve şu tropikal aşk masalı…
İnanır mısın o masalın son sayfasına
Sen düşünce, kırmızı karlar yağdı!

Özgür Gümüşsoy

*Bir Peru Atasözü(Değil!)

CommentsComments

Henüz yorum yok.

Buradan giriş yap:

Not a member of this network?

Alternative logins

You can use an account of a third party.

Bu blog hakkında

Koltuklarınızı dik konuma getirin!

Yazar hakkında

Özgür Gümüşsoy
Özgür Gümüşsoy
  • Üyelik başlangıcı: 21.08.2009
  • Yazıları: 37
  • Aldığı yorumlar: 95
  • Yaptığı yorumlar: 0
  • Son yazı: 19.05.2010

Son yazılar

Komünite detayları

  • Search for:

  • Komünite adı

    Karakalem
    Karakalem dergisi okurları ve yazarları

  • Kurucu

    altay öktem

  • Kuruluş

    01.07.2008

  • Members

    2551

  • Dil

    Türkçe