Bir celladın alnında yazılı aslında tüm cinayetlerin sırlı öyküleri. O celladın rüyasında nasıl da asıldığını görürüz tüm kanlı düşlerin. Daha siftahı yapılmamış bakir intiharlar bir bir seyrederken günahlarımızı penceresinden, ipin kaygan tarafının duygularımızda nasıl da renksiz bir iz bıraktığını görürüz.
Bazen de bir cümle olur celladımız. Daha ilk sözcükten sonra giyotinin ucu parlamaya başlar. Sonra yüreğimize sinsice daha bir yanaşır geçmişimizin hırıltıları. Gülümserken ölürüz bir anda. Hiç de masum değildir kendimizi yitirişlerimiz. Bazen bir vücudun ter kokan tarafında. Bazen de bir dudağın umduğumuz kokusunu bulamadığımız yanında. Her zevk bir cellatın, kıyımızda nöbet tuttuğu andır.
En iyi bir cellat sever aslında. En iyi kanatan odur çünkü. Çığlıkları en güzel sığdıran odur korkularımıza. Kasıklarımızın yalnızlığını en iyi saklayan odur. En güzel bir cellat öper çünkü güvendiğimiz yerlerimizden. Penceremizden bizi seyreden göğü o utandırabilir ancak.
Bunu en iyi yazarken anlarsınız. Yazarken yamacınıza sessizce çömelen cellatın düş izlerinden. Sizin içinizden koparamadığınız cümleyi o vicdansızca çeker ve arzuyla yanan hayallerinize bırakır. Bunu en iyi sevişirken anlarsınız. Çünkü orgazmınızın arasına saklanır siz çağırmadan. Yalanla gerçeğin arasından tam düşmek üzereyken seviştiğinizde, sizi birkez daha ölebilmeniz için kurtarır.
En güzel bir cellat öldürür. En güzel bir cellat yaşatır. Hani o gölgelerimizin arasında hep uçurum gibi gözüken; aslında bir kez daha dirilten...
seda yıldız 09.02.2010 10:33
Methiyeler hep pembe puantiyeli güzelliklere dizilmez ya, cellatı da sevmek lazım...
Oktay Coşar 09.02.2010 13:21
Sevmek lazım, inanmak lazım... : ))