Bu kadar acı vermek zorunda mı? Bu kadar canımı acıtmak zorunda mı bu kahrolası hayat! Neden her hikayeden sonra elimde kalan tek şey gözyaşlarım oluyor? Neden ben tükensem de hayat bir türlü tükenmek bilmiyor?
Her gülüşümün bedelini ödemek mi zorundayım? Ağlayışlarımın bedelini neden ödemiyorum? Neden kimse gözyaşlarımı kıskanmıyor? Neden elimden almaya çalışmıyorlar? Gülmemem için bir şeyler yapıyorlar da neden kimse ağlamamam için bir şey yapmıyor?
Öyle ya gülüşlerimde yanımda gördüğüm kimseleri neden ağlayışlarımda da göremiyorum?
Nereye kayboluyorlar birden?
O kimseler neden sadece gözyaşlarımı sadece yanağımdan süzülürken görüyorlar?
Korkuyorlar mı yoksa? peki ya neyden? kimden !
Hiçbir şeyi öğrenmeden büyümüşüm ben... Güneşe çıkmam yasaklanmış bana... Hep karanlıklar içindeymişim... Küçük bir kız çocuğuymuşum... Masallarım varmış gerçekleşmesine inandığım...
Sonra büyümeye başlamışım... Güneşe çağırmışlar beni, ellerimden tutup, aydınlığa götürmek istemişler beni...
Başta korkmuşum...
Sonra bende onlara eşlik etmişim...
Gözlerim kamaşmış güneşten, yolumu görememişim...
Elimden tutuyorlarmış ya(!), bu yüzden inanmışım onlara, yanımda olduklarını sanmışım...
Sonra bir gün bırakıp gitmişler.
Ne yapacağımı bilememişim. Nasıl? Neler olmuştu da bu duruma gelmişti(m)k... Böyle durumlarda ne yapacağımı bana kimse öğretmemişti... Çaresiz kalmıştım... Yavaş yavaş yitiyordum hayattan, sessizce.
Ve karanlığıma geri döndüm...
Belki üzgündüm, kırgındım; fakat aydınlıkta yaşadığım tek şey ise hüzünden bozma mutluluklardı aslında...
Şimdi ise karanlıktaki küçük kız değilim... Masallarım asla gerçekleşmeyecek... Mavi renk asla benim olmayacak... Ya da diğer renkler... Hiçbir zaman benim olmayacaklar... Benim sadece karanlığım olacak... Ve orada neler sakladığımı hiç kimse göremeyecek, bilemeyecek... Farkında bile olamayacak ! Gördüğü tek şey karanlık, dipsiz bir karanlık olacak....
Henüz yorum yok.