mixxt

mixxt üyesi değil misin?

mixxt'e hoş geldin!

* ruya adli kullanici Amerika`dan sacmaliyor (!)

* Tanrı'nın özel küçük yaratığı ...

* ruya adli kullanici Amerika`dan sacmaliyor (!)

Nereden başlamalı ki bu maceraya? :) İstanbul'dan çıkış problemsiz oldu. Her zamanki gibi gittiğim her yerde fazlasıyla bulunan " Akkuş " soyadlı insanlardan dolayı ;

- Falancanın akrabası mısınız?

- Filanca yerde oturdunuz mu?

- Aaa orada dıdımındısı oturuyordu,tanıyor musun? falanın filanıydı... tanımıyorsunuz yani öyle mi? ee iyi peki... ( arşivden :p )

Air France ile yaptığımız ilk 3 saatlik uçuş tadından yenmezdi :) Yanımdaki Amerikalı arkadaşımız uyumak için pencereyi kapatmasaydı daha da günlük güneşlik geçer miydi? Evet,geçerdi. Yemeklerden sonra uyumasaydı ben de masasını toplamak zorunda kalmasaydım iyi olur muydu? Hem de nasıl iyi olurdu. Fakat,yine de güzel ve türbülanssız bir yolculuk gecirdim. Paris havaalanı hakkında da bir iki kelam etmeden geçemeyeceğim. Free Shoplar görülmeye değerdi. ( seyirlik olarak. zira hiç de free değillerdi. ) Adamlar neden modanın başkenti Paris diyorlar,hemen anlıyorsunuz :)Vitrin dizaynları karşısında apışıp kalıyorsunuz. Bir Usagi olaraktan ; çok beğendim.

Air France ile yaptığımız 7 saat sürmesine razı olduğumuz fakat rötardan dolayı 9 saat süren Newyork uçuşumuz için hiçbir şey soylemek istemiyorum. Cok soguktu yahu!! :( Ne vakit şimdi uyuyorum desem tüylerimdeki şaha kalkış beni mahvetti. Ama film sistemi mukemmeldi 34 filmden istediğimizi rahatlıkla seçip izleyebiliyorduk,mp3 dinleyebiliyorduk ( 500'e yakın şarkı ve şahsa özel albümler vardı. ) Bir sürü klip seçeneği de tadı tuzu oldu yolculuğumuzun. Bu arada For Kids için olan kısma sevgilerimi sunuyorum. Çizgi Film nedir gördük :)....

Gereksiz ama bir o kadar ilgi çekici bilgi : yan koltukta acaip hoş ve bir o kadar da bakımlı bir bay ve o bayın pek çelimsiz bir arkadaşı oturuyordu. ( o da baydı ) Bizim hoş adam bir kadın edasıyla sürmedik şey bırakmadı eline gözüne... Vay dedim ne kadar da bakımlı.. Bir yerden sonra Yuuuh dedim cok abarttı. Üstelik evli de.. Karısı da bunun gibidir ha derken bir de ne goreyim,bizimki yanındaki bayla evli cıkmaz mı ? bi de o bay bizimkini alnından kolundan öpmeye başlamaz mı ? en büyük şoku da bizim hoş bayın kol çantasını gördüğümde yaşadım. Evet,kol çantasıydı. Benim bile bir Usagi olarak hayatımda öyle bir çantam olmadı .Allah mesut etsin onları... Bir yastıkta... bııyyyy.... .iğrenç vazgeçtim.! bööö ! .....

 ....

Newyork'a indiğimizde bizi yağmur karşıladı.  bir adam (gıcık pis kaka göt adam ) bize shuttle servis oldugunu ve bizi ymca vanderbilt'e kadar götürebileceğini söyledi. biz bir otobus beklentisiyle pesine takıldık gittik. Bir de ne gorelim adamın özel aracı. . . Binmek istemiyoruz dedik. Adam adeta "" aaaa bacım valla bırakmam " edasıyla tuttu valizleri. Çok ucuz götürelim sizi dedi... Aaaa dedim bebişim ben bunu yer miyim? :) Ve güçbela aldık eşyalarımızı otobuslere dogru yollandık.

Buradan 2.Ave ile 3.Ave.'ye de selam ederim. Hazır başlamışken 42.Street ve 47.Street' e de sevgiler :) Sayelerinde iyi yağmur yedik :/Beklediğimiz tüm otobusler icin de MCA'ya öpücükler ıslak ıslak :)

  ....

Derken YMCA Vanderbilt'e geldik ama bir de ne görelim ; rezervasyonumuz yok. :) Valizleri emanete bırakıp Calling Card için seferber olduk. Arada At&t bize telefon satmaya calıstıysa da kampanya falan bilmeyiz bacım biz deyip en adisinden en kazıgından bir telefon kartına ulasıp gereken " Niye rezervasyonumuz yok ki bizim ? " konusmasını yaptık. Otele geri dondugumuzde adam bize tek kisilik odalarda yer kalmadıgını iki kisilik odada kalacagımızı ve 80 dolar odememizi soyledi. Yol bilmezsen o parayı verir mis gibi de kalırsın hesabı oldu,kaldık :) Oda dediysem ve iki kişilik dediysem pek bişe sanmayın. Boydan 3 enden 2 metrelik bir alandan bahsediyorum. Aynı anda iki kişi yanyana duramıyor yatakların yanında :) Tuvalet icin dua ediyorsun önce,nolur icerde biri olsun da kilidi acsın gireyim :) Asansor icin oyle oturup bekliyorsun,birileri bizim kata cıksa da binsek gozumuz asansor gorse diye :) boylece 1 geceyi atlattık ( otelin en güzel yanı wireless'tı. ve o wireless sayesinde yanımda olmasını en cok istedigim kisiyle Emre'mle konusabildim. )

 ( sevim'in laptopuna kokulu opucukler yolluyorum buradan... bebişim o benim.cici hp :p )

Check Out'tan sonra gıdım bişe yemeden düştük yollara. İletişim Fakültesinde okuyan arkadaslarımın dikkatini cekecegini dusundugum bir ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Belki de hepimizin gordugunde " işte bu ! " diyebilecegi The Newyork Times Building'i Gözlerinizle görüyorsunuz ama yine inanamıyorsunuz. Dehset derecede mukemmel bir camekan ve gokdelenden bahsediyorum burada size. Eger yukardakinin alıcıları vericilerime donukse duysun beni; "ben orada olmak istiyorum!"

Veeee ; biletimizi aldık Glens Falls icin. İşte kamp yolculugu baslıyordu. Manhattından Albany'e oradan da Glens Falls'a gecicektik . Eğer otobusu kacırmasaydık :) Albany'e geldigimizde valizlerimizi almak istedigimizi ve Glens Falls'a gidecegimizi soyledik. Bize buna gerek olmadıgını aynı aracın Glens'e devam edecegini valizlerimizin kalmasını soylediler. İki kere daha sorduk . Ve evet bacım bu arac dediler. Peki o zaman dedik ve kahve icmeye gittik. Geri geldigimizde kapılar acılmıstı. Bindik yerimizi aldık. Ne vakit bi guzel kızcagızımız bize " are you going to Montreal ? " dedi . Hassttirrrr ! dedik :) Megerse bize yanlıs bilgi verilmiş ve biz Glens otobusunu kacırmısız. bu olay oldugunda saat 03.00pm'di ve bir sonraki otobus 7.35pm'deydi :) Bir telaş kampı aramaya basladık.

"" alooooo beklemeyin bizi,gelemiyoruzz ki.. bu herifler salak cıktı da.. otobus kactı.. haa nee yok yok gelemiyoruz. temam optum gorusuruz byyyy "

...dedik de bizi ne kadar anladılar emin olamadık :) sesimizi duyan Türk bebiş Muzaffer bir koşu yardıma geldi. Bacım ne oldu dedi.... Anlattık. Sinirlendi. Otobus firmasına bizim ingilizcemizin yetmediği tüm çemkirmeyi yaptı. Onlar da bir sonraki otobuse para vermeyecegimizi soylediler :) Derken Muzaffer bebiş Nişanlısı olan Lisa bebişin babasına bizim kampı arattı ve bizim neden gecikecegimizi anlattırdı. Kamp da durumu böylelikle öğrenmiş oldu :) Ve biz 4 Saatlik mükemmel internet dolu bekleyişimizi tamamladık. Envai çeşit yağ kokusunu ustumuze basımıza aldıktan sonra Glens Falls'a dogru sohbet dolu sıcacık bir yolculugumuz basladı :) Glens'te bizi Trudy karsıladı. Su an tepedeki dağlarında tilki,kaplan olan bir kamptayız. Odalarımız kutucuktan bozma,materyali belli olmayan,garip bir yer. Hayretlerimiz şoklarda çünkü Turkcell cellocanları burada da bizimle. ( ama sadece 5cmlik bir alanda :) ) Yerlesebildigimizi sanıyoruz.Umarız en kısa zamanda kotu hava sartları yerini gunluk guneslik pırıl pırıl bir havaya bırakır da keyfimize doyum olmaz.

Kampa dair ilk izlenimler :

Sevim der ki : çok ürkütücü ama gündüz gözüyle de görmek lazım. El feneri ile yurumek hiiiiiç bana göre değil .

Röya der ki : buranın kızları da pek bi hoppa duruyor anacım :) Ama sevimli hatunlar. Erkekler ayrı dünyaların insanları zaten. Ne olurdu sanki kızlı erkekli daha arkadas canlısı dursalar :) Bu dısardaki duş ve tuvalet ortamı beni bozdu bacım. ne o git işe yıkan gel. Kabız da olurum , küflenirim de ben burada ! :) bana bir umut medet ...

Sevim der ki : Nereden geliyor ya bu böcekler?

Röya : sevim gel benim odada uyuyalım bacım. Bende bu kadar bocek yok.

Yersiz Romantizm :

 Sevim : Biricik aşkım Osman'a buradan öpücüklerimi yolluyorum. Tek sevdiğim :)

Röya: Emre'm ... :( Gurbette ayrılık ne kadarım da zor yahu ... 2 gün hiç görüşemicez. cok mu seviyorum ki onu ne ... :))

Kıssadan Hisse : Bizi öyle bir yaz bekliyor ki ; gelişimizden belli.. Haydiii hayırlısı ..

.Son cümle :

Röya : İyi geceler Sevim.

Sevim : Ne iyi geceler ama böcekler arasında...

Röya : unutma ipi cekince ısıklar kapanıyor .

Sevim : Elektrigin olması bile mucize.

Röya : ...

Sevim'le ilgili bir gerçek : Acaip panik bir hatun. Aynı konu hakkında 55505430534685934594853 kere teselli etmeden rahatlamıyor :) Onu sakinleştirmekten ağız tadıyla üzülemedim otobusu kacırdıgımıza :D

örnek dialog:

Röya : sevim nolcak sanki yaaaa ,indigimizde ararız bekleriz gelirler.

Sevim : evet ararız di mi? ...

Röya : ee yani herkes ozel aracla mı gidiyor kampa . bir yol vardır.

Sevim: evet vardır di mi ?

Röya : rahat ol bebişim.

Sevim: rahat olayım di mi? :))

Ve Röya Camp Cart curttan sacmaladi.Bir sonraki bültende gorusmek dilegiylen falan da filanı. Muahheenziiiiikuuuuu :)

21.06.09 ( siz 22.06'yı yaşarkene... )

CommentsComments

  • Ö.Faruk ZIRHOĞLU
    Ö.Faruk ZIRHOĞLU 23.07.2009 10:45

     
  • Ö.Faruk ZIRHOĞLU
    Ö.Faruk ZIRHOĞLU 23.07.2009 11:15

    Bu arada benim de birbirini tanımayan iki akkuş tanıdğım var acaba sen onlardan birini tanıyormusundur

     

Buradan giriş yap:

Not a member of this network?

Alternative logins

You can use an account of a third party.

Bu blog hakkında

*yalnız

Yazılar onaydan geçecek.

Yazar hakkında

ruya akkus
ruya akkus
  • Üyelik başlangıcı: 16.11.2008
  • Yazıları: 22
  • Aldığı yorumlar: 68
  • Yaptığı yorumlar: 9
  • Son yazı: 07.10.2017

Son yazılar

TÜM EKİM'LERİME...

07.10.2017 20:56

LEYLA

07.10.2017 20:55

GECENİN SON ÜÇÜ

07.10.2017 20:53

* ...

25.09.2009 00:36

sinifta lkalir(sam)

15.08.2009 22:59

Komünite detayları

  • Search for:

  • Komünite adı

    Karakalem
    Karakalem dergisi okurları ve yazarları

  • Kurucu

    altay öktem

  • Kuruluş

    01.07.2008

  • Members

    2580

  • Dil

    Türkçe