Özlüyorum, dön…
Kayıp bir kitap gibi tozlu rafında, biraz da sensizlik üstümde, korkuyorum hep böyle kalmaktan, bir söz söyle bana, ışığı aç, ellerinle dokun sayfalarıma ve konuş, dağıtıp satır başındaki yalnızlığımı beni mutlu bir sona bitir dudaklarınla koyduğun bir noktayla…
Özlüyorum, dön…
İçimde kalbimden firar bir haykırış, cümlesi yok dilimde söylenesi bir seste, yokluğu derin bir öznenin parçalanmaya süreğen bir fiilinde çaresiz, işte bu anlatılamayanı anlatmaya çalışma çabası yüzünden hep böyle saçma sapan, hep böyle biçimsiz, dağınık…
Özlüyorum, dön…
Ve içimde, sonuna noktalı virgül getirilmiş sensizliğimin virgüllerle birbirine bağlanmış özlemleri, adının başucunda koca bir ünlem, çekimlenmiş bir fiilin içinden geçip parantezler açsam da suskunluğuna, yüreğimin ortasında bir ucu sivri ve derin koca bir nokta gibi, ben hala iki nokta ekleme çabasında umuduma sığınıp, belki devam ederiz diyorum dinlendirip yüreklerimizi…
Özlüyorum, dön…
Senin üzerinden yazmışım hayatımı, şimdi zor yeni bir sayfa, yeni bir başlangıç, zaten bitiremeyeceğim bir sensizlikteyim işte, kalemim kırık, sözlerim ağır ve hep içimde kalan bir aşkın yükünü taşımak öyle zor, bütün imla kurallarını geçtim gururumun, dön diyorum dönülmezliğine aldırmadan bitmişliğine içindeki sevdanın, özlüyorum, dön, çok…
Biten bir aşkın şarapnel parçaları gibi dağıldın içime...
Henüz yorum yok.