Yoldan geçenleri izlerken "ne çok insan var" diye düşündüm. Hepimiz bir yerlere gidiyoruz, birileriyle konuşuyoruz, çalışıyoruz, dinleniyoruz. Ne kadar çoğuz. Hepimiz ne kadar çok kendimizi önemsiyoruz. Hayallerimiz var. Çok azımız uyguluyor hayallerini. Uğraşıyoruz yine de. Belli bir yaşa kadar bir şey olmaya çalışıyoruz. Olamayanlarımız çocuk yapıyor, kendi olamadıklarını onlar olsun istiyor. Kafamızdaki olmak istediğimiz insan da farklı farklı. Genelde çok zengin olmak istiyoruz. Sıradan olmayı hazmedemiyor yine birçoğumuz. Özel olmalıyız, en azından bir kişi için. Kafasında olmak istediği kişiyi olamamış biri olarak, başka bir olamamış ile ilişkiye giriyoruz. İki sıradan insan birbirini ne kadar özel biri olduğunu hatırlatıp duruyor. Aralarında biri hatırlatmayınca ilişkiyi kesip, başka sıradana hatırlatması için arayışa giriyor. Uzun süre hatırlatanlar belli bir zaman sonra sıkılıp evleniyor, baktılar ikisi de birbirlerine bunu hatırlatmaktan sıkılmış çocuk yapıp onu dünyanın en özeli kılıyorlar. Seçildiği için annesinin babasının sıradanlığını aşmakla görevlendiriliyor. İstediği gibi biri olmak yerine, anne babanın kafasında olmak istediği ama olamadığı insanı olmak zorunda. Hayır demesi neredeyse imkânsız... Bu hayır diyemeyenler de büyüyüp, çabalıyor, olmuyor, birini buluyor, sıkılıyor, çocuk yapıyor... Bu kısır döngü böyle sürüp gidiyor, gittikçe artıyoruz."
Yoldan geçenleri izlerken işte bunları düşünüyordum. Sonra aynaya baktım.24 yaşındayım ve kendime ait bir hayatım yok. Hep başkaları üzülmesin, gerilmesin, kızmasın diye yaşadım. Bunların korkusuyla yaşadığım için ne kadar az şeye ‘’hayır’’ diyebilen bir insandım ben. Düşündüm de çok az şeye itiraz edebilmişim bu yaşıma kadar.
Kafamda panayır bende cenaze vardı. Kafama inat kendimi sahile vurdum. Bir cep kanyağı alıp Hisar’a kadar yürüdüm. Hisarda oturup akşama kadar, denize bakarak bira içtim. Bir yandan ağlıyor bir yandan saçımı düzeltmeye çalışıyordum. Derbeder olmuş bir şekilbaz gibiydim. Benim gibileri çok önümden gelip geçti. Ne kadar çokmuşuz meğerse diye düşündüm. Hiç biri nedense tek gezmiyordu. Ben yalnızdım. Hepsi gülüyor, neşeyle yürüyordu, ben ağlıyordum. Ben ne olmak istiyordum bilmiyorum, kafamdaki adam kimdi, kim olamamıştım hiçbir zaman bilmiyordum. Onlar kimdi, kim olmak istiyorlardı. Gerçekten bilmiyorum. Öğrenecektim…
(umut sarıkaya)
Hariçten Gazelci 20.11.2008 00:39
"Kafamda panayır, bende cenaze vardı." daha ne denir...
:)
Hariçten Gazelci 20.11.2008 00:53
yazını sadece başı eksik değil ;) çıkartılmış parçalar var başka.
sadece o cümle de büyük anlam ifade ediyor ki can. evet de! :)