İsadora , koca salonda yasak olan bir danstı yaptığın
beyaz uçuşkan eteklerinle , müziğin ritmiyle uçar gibiydin adeta
Hiç bir kadın senin gibi dans edemezdi ..
Çocukların boğulduğunda nehirde
Küsmüştün hayata
Tanrı seni gördü
yine boynunda uçuşan bir kırmızı şalın taşıdı
seni, çocuklarının yanına
Ah İsadora , Hayatın kendisi ile dans ettin sen
Vedalaşırken dostlarına demiştin
"Elveda dostlar ,zirveye gidiyorum ben"

aslında bu yolculuk yalnızlıkla olacaktı , yamaçlarında terk edilmiş taş rum evlerin ara sokaklarında dolaşacaktım , Kayaköyün . Bir kedinin beni takip etmesine izin verecektim , güneşinde bana yol göstereceğini ummuştum..Olmadı . Bir Köpekti beni takip eden ve sağnak yağmur güneşi ürkütmüş kaçırmıştı bulutların arasına . Gökgürültüsü , şimşekler eşliğinde tırmandım yinede en tepeye kurulu olan günahlarından yorgun dizlerinin üzerine çömelmiş küçük bir şapel yardım bekliyordu sanki..Ancak yağmur o kadar şiddetliydiki doğal bir mağaraya sığındım ve yağmurun biraz olsun dinmesini bekledim. Belkide o kadar çok günah saklıyorduki ruhunda küçük şapel birde benimkilerle iyice yorgun düşmesin diye çıkmadım yanına çıkmadım işte ama aklımda kaldı..Ovanın yakınlarına kurulu kilise ne kadar yıpranmış olsada çok güzeldi , sahilden toplanan beyaz siyah taşlarla kapı giriş tabanını süslemişlerdi.Onları siyah giysileri içinde yere eğilmiş desenleri nasıl yaptıklarını bana anlatırken gördüm ...
[daha fazla]