mixxt

mixxt üyesi değil misin?

mixxt'e hoş geldin!

Başı Üşümüş Faninin Günlüğünden Kesit

İSADORA

İsadora , koca salonda yasak olan bir danstı yaptığın

beyaz uçuşkan eteklerinle , müziğin ritmiyle uçar gibiydin adeta

Hiç bir kadın senin gibi dans edemezdi ..

Çocukların boğulduğunda nehirde

Küsmüştün hayata

Tanrı seni gördü

yine boynunda uçuşan bir kırmızı şalın taşıdı

seni, çocuklarının yanına

Ah İsadora , Hayatın kendisi ile dans ettin sen

Vedalaşırken dostlarına demiştin

"Elveda dostlar ,zirveye gidiyorum ben"

 

 

Kayaköy

aslında bu yolculuk yalnızlıkla olacaktı , yamaçlarında terk edilmiş taş rum evlerin ara sokaklarında dolaşacaktım , Kayaköyün . Bir kedinin beni takip etmesine izin verecektim , güneşinde bana yol göstereceğini ummuştum..Olmadı . Bir Köpekti beni takip eden ve sağnak yağmur güneşi ürkütmüş kaçırmıştı bulutların arasına . Gökgürültüsü , şimşekler eşliğinde tırmandım yinede en tepeye kurulu olan günahlarından yorgun dizlerinin üzerine çömelmiş küçük bir şapel yardım bekliyordu sanki..Ancak yağmur o kadar şiddetliydiki doğal bir mağaraya sığındım ve yağmurun biraz olsun dinmesini bekledim. Belkide o kadar çok günah saklıyorduki ruhunda küçük şapel birde benimkilerle iyice yorgun düşmesin diye çıkmadım yanına çıkmadım işte ama aklımda kaldı..Ovanın yakınlarına kurulu kilise ne kadar yıpranmış olsada çok güzeldi , sahilden toplanan beyaz siyah taşlarla kapı giriş tabanını süslemişlerdi.Onları siyah giysileri içinde yere eğilmiş desenleri nasıl yaptıklarını bana anlatırken gördüm ...

[daha fazla]

Yücel Kıraç Son yorum: Yücel Kıraç tarafından, 15.03.2010 tarihinde
Betimlemeler oldukça güzel; fakat sorduğun sorulara yine net cevap vermiş olman birazcık gölge atmış öykünün üzerine yani düşünecek alanlarımızı birazcık ...

Güneş

güneş sıcak diliyle yalamaya başladı soğuk binaları,

sanki neşeli bir boyacı şarkısını söyleyerek , aydınlık bir renkle boyarmış gibi

tüm o sevimsiz binalar , gülüşmeye başladılar

evlerinin içine hapsolmuş kadınlar,  pencere kenarlarına yastık,yorganlarını asmışlar

güneş öpsün diye doyasıya

Yolda bir adam, diğerine "Bulutlar görev icabı

İstanbul dışında bugün" dedi sanki

elinden tuttuğu çocuğu aydınlığa doğru taşırken ....

 

 

 

 

dilek tarakçı Son yorum: dilek tarakçı tarafından, 15.03.2010 tarihinde
Teşekkür ederim Yücel , o vakit yazmaya devam

yılan ve rüya

sabahın 04 dü...

 herkes uyumakta kimbilir kaçıncı rüyalarını görmekteler

gün ağardığında hiç bir şey hatırlamayacaklar ,bilirim başıma geldi

rüya görücüler vardı eskiden okumuştum şimdi yoklar

ben rüya görmem uzun yıllardır ve görürsem rüya,  çok kısadırlar

ve hatırlarım her birini çünkü sadece bir fotoğraf gibidirler ;

uzunca masallar değildir  ,hiç bir hikayesi yoktur

bazen sadece bir çığlıktır

kendi sesim kadar tanıdık

uyanırım , yanımda...

 hayatta en çok korktuğum yılan beni boğmaya çalışan ..

 

 

 

Yücel Kıraç Son yorum: Yücel Kıraç tarafından, 13.03.2010 tarihinde
Narsistçe! Her şair ya da yazarda zaten bir parça narsizm etkisi görülmez mi ? Fark vardır başka insanlarla aramızda.Onlar uyur bizler düşünürüz.Ama bu çok ...

sinek ve şeytan

yüzlerindeki sinekleri kovmayı unutmuş afrikalılar gibi

ruhuma üşüşmüş şeytanları kovmaya yanaşmıyorum

o kadar yorgunum

Yenik düşmemek için ne çok çaba sarf ettim oysa

ışıltılar gözümü kamaştırdı , yumruğumu  kalbine vuramadım

Bir sineğin örümcek ağına takıldığı  gibi

Takıldı şeytan peşime kurtulamadım...

 

Ezgi Tugce Oguz Son yorum: Ezgi Tugce Oguz tarafından, 11.03.2010 tarihinde
belki de bir sineğin örümcek ağına takıldığı gibi sen takıldın onun ağlarına...

Buradan giriş yap:

Not a member of this network?

Alternative logins

You can use an account of a third party.

Bu blog hakkında

Birşeyleri ertelemeyi sevmem aslında , gerçekten....ya neden inanmıyorsunuz, öyle diyorum işte. Ama insan sevmediği şeyleri bazen yapabiliyor ve ben de birçok şeyi erteliyorum. Sanki bana yardımcı olacak bir el değecek ve herşeyi düzeltecek, hasta mı oluyorum acaba , şimdi bir ruh doktoruna gitsem, kesin bir ilaç yazar hastalığıma latince, anlam veremediğim bir ad koyar; nur topu gibi bir hastalığınız var der sırıtarak..hoppa ..oysa ben inanıyordum bana bir el yardım edecekti ne güzel. İnandığım şeyler gerçekleşiyor. Ben öyle sanıyorum ya da ne bileyim iyi geliyor bu düşünce ..Eğer böyle bir hastalık da varsa umarım bulaşıcıdır. Bana iyi geliyorsa sana da iyi gelir belki diye ilaç isimlerini birbirlerine söyleyen komşular gibi hep bunu öneriyorum ben de. Bir yerden hatırlıyorum bu hastalığı , polyannacılık değildi hayır off neydi ? hatırlamıyorum Neyse işte ilahi bir güç beni tüm sıkıntılardan kurtaracakmış gibi bir duygu...his.. Ne demiştim? dün sevmediğim şeyi bugün seviyorum mesela , çocukken bamya yemezdim asla ,o sümüksü görünüşü midemi altüst ederdi , şimdi bayılırım limonlu limonlu...Ama bakın soğanı hiç sevemedim, eskiden pidenin içinden tüm soğanları ayırırken, birlikte kıymalar da giderdi vs. Bugün gerçekten ölmüşse soğan yiyorum ..tabii yemeğin içinde çok küçük kıyılmışsa.. İşte böyle.. ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? .. Yaşadıkça herşey değişiyor, sen değişiyorsun ama birileri çıkıyor diyor ki "aaa sen çok severdin" ya da "sen yemezdin ki ondan" ee şimdi yiyorum..Şimdi seviyorum. şimdi yalan söylüyorum. şimdi öğlen uykusunu seviyorum ..şimdi uyuyamıyorum ..Ne dersem o kabul edin işte ...Benimle niye inat yapıyorsunuz ki, ben ne dersem o...Sanki dünya değişmiyor , evet eskiden boğazlı kazak giyerdim bayılırdım şimdi giyemiyorum ....Şimdi yine seviyorum ama giyemiyorum. V yakayı sevmezdim şimdi seviyor ve giyiyorum...Beni dün tanıdığınız gibi tanımayın ,bugün gibi tanıyın ,ben sizi öyle tanıyorum..Bugün gibi....bana yaptıklarınız için değil bana yapmadıklarınız için kırgınım. bu da ne diye sormayın anlamadınız mı ? bana yanlışlarınız oldu sizi yine de sevdim gerçekten yürekten affettim. zaman aktı.. ben sizin yanınızdaydım ne zaman isterseniz , ben sizi hiç istemedim, evet.. ve siz kendiliğinizden gelmediniz neden? bugün beni görmediniz ... ondan işte.... bir faninin günlüğünden kesit yazdım kendime ......

Yazılar onaydan geçecek.

Yazar hakkında

dilek tarakçı
dilek tarakçı
  • Üyelik başlangıcı: 10.03.2010
  • Yazıları: 9
  • Aldığı yorumlar: 9
  • Yaptığı yorumlar: 2
  • Son yazı: 15.03.2010

Son yorumlar

Yücel Kıraç yazar: "Kayaköy " tarih: 15.03.2010:
Betimlemeler oldukça güzel; fakat sorduğun sorulara yine net cevap vermiş olman birazcık gölge atmış öykünün üzerine yani düşünecek alanlarımızı birazcık ...

dilek tarakçı yazar: "Güneş" tarih: 15.03.2010:
Teşekkür ederim Yücel , o vakit yazmaya devam

Yücel Kıraç yazar: "Güneş" tarih: 15.03.2010:
Ahmet Erhan şiirlerine benzettim betimlemelerini ve ulaşmak istediğim noktalardan biridir Ahmet Erhan Dağı. Çok güzel bir anlatım. ''Neşeli bir ...

Uğur Arı yazar: "Yazmak" tarih: 14.03.2010:
Her türlü sanatı icra edebilir insan, ancak herkes yazar olamaz, eğer yazmadan durabileceğini hissediyorsan, hiç durma bırak... Sonra çok geç olabilir, ne ...

Yücel Kıraç yazar: "yılan ve rüya" tarih: 13.03.2010:
Narsistçe! Her şair ya da yazarda zaten bir parça narsizm etkisi görülmez mi ? Fark vardır başka insanlarla aramızda.Onlar uyur bizler düşünürüz.Ama bu çok ...

Son yazılar

İSADORA

15.03.2010 17:42

Kayaköy

15.03.2010 17:36

Güneş

15.03.2010 07:22

yılan ve rüya

13.03.2010 03:17

sinek ve şeytan

11.03.2010 18:10

Komünite detayları

  • Search for:

  • Komünite adı

    Karakalem
    Karakalem dergisi okurları ve yazarları

  • Kurucu

    altay öktem

  • Kuruluş

    01.07.2008

  • Members

    1843

  • Dil

    Türkçe