Zaman olur ölürüm ben de
Kurşunlarımı tüketip beyaz yüzlere
Esrik bir suskunlukta kilitlenir alnım
Eksik bir nokta ardından.
Kara' ya vurur pak dalgalar, kirlenir aklım
Adımı temizlerken ceset torbalarından
Faili meçhul mevsimler dökülür parmak uçlarıma
Avuçlarımı kazar bir bakı gözün düştüğü yerden: yol ayrılır...
Ellerimi belime bağlar, atlarım sıcak evlerin
Pabuca hısım, yağmura hasım çatılarından
Fer, sıyrılır.
Gözlerini bıraksaydın mesela
Yeşilden sarıya döner gibi yaprak
Sözlerimde bir sonbahar: yalınayak.
Gözlerini!
Bıraksaydım mesela
Sarıyı yeşile böler gibi yaprak
Koca yıl üşümezdi
Ölmezdi bir çocuk kuru kuruya hıçkırıkları boğularak.
Oysa
Mevsim tek: susar-ak.
Yer-yüzünü aklar kalem: kırılır!
Avucuma gömülü kardan adamlar...
Zaman ölür olurum ben de.
kardan adamlar
nasır
Bir adam, sesinden habersiz bir şiir döküyordu
Kendisini izleyen kadının nefesine.
Ve o kadın,
Kendini bölüyordu kırdığı her seste
Suskunluklara gebe sitemler ekliyordu yamalı heybesine.
Aksarken bir yağmur arka sokaklarında bu şehrin
Ben sana gülemezsin demedim!
İzlerini okşuyordun soluk tenlerin
Renklerini döküyordu ışık gözlerinden
Aksine soyunuyordu su
Göğe kıvrılıyordu dudak
Üryan damlalar düşüyordu çekimine, yerlerin
Ve bir bebek y' aşamadan ölüyordu tutunduğu ben-imden
Yaslarken bir yağmur başinı kapalı camlarına bu şehrin
Parmak uçlarından kirleniyordu buğu, ne yazsam eğreti.
Ben sana gülemezsin demedim!
Bir daha,
...
[daha fazla]mor dün
Son yorum: seda yıldız tarafından, 08.03.2010 tarihinde
Erguvani günler yakındır...
Sadece dizelerinde kalsın acı...
Çok güzel olmuş Pınar...
nafile
Kır dizlerini ve otur başköşesine bir yağmurun
Şehrin çikmaz sokaklarını aşındırsın gözlerin
Çerçeveler parçala avuçlarında
Ve ölen çiçeklerine ağla terkedilmiş evlerin
Kağıt gemiler katla döktüğün sığ sulara
Bırak mora çalsın dalgalar
Gün döndükçe sararır kıyılarına vuranlar
Güneş yerini beğenmezken
Yıldızlarını döküyordur şimdi manzaran
Ellerimin yokluğunda üzerime titriyordur illa ki ellerin
Nasıl da geç!
Bir çocugun ceplerini boşalt
Ve gök kuşaklarını azat et tüm misketlerin
Sök gündüzü alelacele andan
Dök güneşi
Gecesiyle kalsın soğuk ...
[daha fazla]yarın dünlerden, dün yarınlardan: bugün. iyisi mi boşaltın cepleri , acı' y' anlardan silelim zam' anları
Sizinle ben aynı karanlığın mağdurlarıydık. Alın yazılarını talan etmişken rüzgar, iç içe geçmiş yabancı yolların ıslak bir köşesinden aynı çukura kaymıştı ayaklarımız. Siz mumları sönmüş bir aşkın havada asılı kalmış ağır romantizmiydiniz. Bense, hangi yazgıya el sürse harflerin boynunu büken bir hayal...
Öyle ki,
Saçlarınızı kestiniz diye ağlayabilirdim
Bir yağmura sığınıp...
Sütten kesilen bir bebeğin başinı okşar gibi
Kavrayabilirdim peşiniz sıra yoluma düş' enleri
Alnımı okşardım sonra düştüğünüz kuytusundan
Tırabzanlar ıslaktı bugünlerde ve kaygandı basamaklar
Zemin katımdaydım gözlerime bağlanmışken sözlerim
Ağlıyordum, kendimi.
Dağlıyordunuz son ...
[daha fazla]
Son yorum: pınar kocabay tarafından, 19.02.2010 tarihinde
teşekkürler olsun Duygu... öyle yanlışa tebessümün kıyısından yumulur göz : )
Buradan giriş yap:
Not a member of this network?
You can use an account of a third party.
Bu blog hakkında
an'lar
Tag cloud
seda yıldız yazar: "mor dün" tarih: 08.03.2010:
Erguvani günler yakındır...
Sadece dizelerinde kalsın acı...
Çok güzel olmuş Pınar...
pınar kocabay yazar: "yalnızca..." tarih: 06.03.2010:
arayışa cevap olduysa ne mutlu, ben de teşekkür ederim: )
yazar: "yalnızca..." tarih: 05.03.2010:
Oysa,
Lekesiz bir ihanetti bu
Kusursuz bir pişmanlığın arifesinde.
aradığım cümleyi buldum (: teşekkür ederim..
eline sağlık (:
pınar kocabay yazar: "mor dün" tarih: 05.03.2010:
teşekkürler : )
Oktay Coşar yazar: "mor dün" tarih: 05.03.2010:
Güzel...
kardan adamlar
16.04.2010 11:31
nasır
11.03.2010 23:58
mor dün
05.03.2010 22:52
nafile
19.02.2010 10:00
yarın dünlerden, dün yarınlardan: bugün. iyisi mi boşaltın cepleri , acı' y' anlardan silelim zam' anları
18.02.2010 19:54
Komünite detayları
-
Search for:
Komünite adı
Karakalem
Karakalem dergisi okurları ve yazarlarıKurucu
Kuruluş
01.07.2008
Members
Dil
Türkçe

Su kırıldı tende
Göz vuruldu: koyu, mor ametist!
Çarsaflara kanadı yazgı: öldü can
Günü sürüdü.
Esrik bir dudakta, kırmızı: söndü kan
Vuslatı an' a bürüdü.
Ölü balıklar dilleniyor saçlarımın dalgalarında
Aksi tenime düşmüş martılar, kirleniyor
- bu manzara dize gelmez!
"sen" kokuyor ortalık: içimi yığılmış ceset torbalarında
Dili tutulmuş bir mütercim: elleri bağlı
Alın yazısını sürünüyor bir yağmurun: ıslak
Ay-ılıyor.
Unutmak pahasında ana dilini, saçıyor nefesini
Dolanıyor bu şehrin sokaklarında
Bir aşkı adım adım suya yazarak
Su vuruldu yerde
Göz kırıldı: koyu, kor ametist
Yol kuru(l)du.
... [daha fazla]