mixxt

mixxt üyesi değil misin?

mixxt'e hoş geldin!

umay umay

YazarMesaj

20.07.2008 yazıldı 20.07.2008 yazıldı

kraliçem size it gibi aşığım....

To top

21.07.2008 yazıldı 21.07.2008 yazıldı

mazi

To top

21.07.2008 yazıldı 21.07.2008 yazıldı

kalbi camdan'ı hala dinlerim ...

To top

22.07.2008 yazıldı 22.07.2008 yazıldı


İyi ki ruhumuzla uğraşıyor hayat ve iyi ki o var ...

To top

23.07.2008 yazıldı 23.07.2008 yazıldı

"özkan keskin":

mazi


kesinlikle

To top

29.09.2008 yazıldı 29.09.2008 yazıldı

Bir kere olsun hiç hesapsız gelmedin ki!
Bir kere olsun karşılıksız sevmedin ki!..
.......................................................................

To top

03.10.2008 yazıldı 03.10.2008 yazıldı

siyah bulutlar

To top

02.01.2009 yazıldı 02.01.2009 yazıldı

bir kere olsun
bir kere olsun dudaklarından heceler söyle umay umay

To top

21.02.2009 yazıldı 21.02.2009 yazıldı

hareket vakti ve 4'ü 16748665134 kere dinledim ve dinlerim
ruhunu paket yapıp kolleksiyonuma kasım gelen kadın...

To top

22.02.2009 yazıldı 22.02.2009 yazıldı

Seni dünden daha çok seviyorum.
Dünden daha mı çok yalnızım? Buraya hiç kar yağmayacakmış. Sırf bu yüzden geri dönebilirim. Ama önce gidilecek daha çok yer bulmalıyım: Şehirden daha başka yerler varmış kuzeyde. Beyaz kumsalların olduğu bir sahilin adı geçti. Bir kaç gün sonra ordayım.




Artık, girmek istemiyorum şehrin içine. Her dönüşümde, yüzüm sargısından yeni çıkmış bir kazazedenin yüzü gibi yansıyor camda. Otel param bitti. En komiği, kütüphane tarafından reddedildim. Kapıdaki görevli içeri giremeyeceğimi, belgelerimi görmek istediğini söyledi. Defterlerim hep ıslanıyor ve onlardan başka belgem yok. Varlığımın bütün ıspatı olan o defterleri ona göstermedim; çünkü, bana defterlerim yüzünden aşık olmazdı; ama, sebebi bu da değil şehre gitmeyişimin.
Sebebi hiç biri değil. Göğsümüzdeki levha, alnımızdaki sis ve ürkek el yazısı bile değil. Çünkü, o hakiki, yapışmayan hüznü çok az insanda gördüm. Ve o insanları bu şehirde bulamıyorum.

Şehirdeyken, yalnızlığımla, ormandaki gibi değilim. Burun buruna. Soluk alarak. Okuyup yazarak, herkesin uyuduğu saatleri bekleyerek yaşıyorum ormanı. Oysa, yalnızlığımı zehirliyor şehir. Senin yalnızlığın nerde? Beni, uzak ülkelerin birinden seyahat etmek için gelen bohem bir prens olduğuma ikna ediyor. Yani, 21. yy çöplerine yaptığı gibi yeniden dönüştürüyor ve ucuzlaştırıyor. Senin yalnızlığın nerde? Kendi açmadığım kapılardan geçip duvarlara listelenmiş bilmediğim kahvelerden içerken ve sigara hiç sönmezken, yüzümün küskünlüğünü unutturuyor. Yüzüm küskün, ama altına yapmış çocuk gibi görünüyor aynada. Anlamıyorum bunu da. Çok saçma. Saygıyı sunuyorlar. Yemeklere kattıkları sarımsak sosu gibi. Dökülerek eğiliyorlar önümde. Utancımı öldürüyorlar. Yeni aldığım ceketin gece ışıklarıyla parlayan fermuarına kaçamak bakıyorlar. Bu hoşuma gitmişti ama sıkıldım. Buddha’nın sarayındaki hizmetkarların yaptığı gibi, bana unutturmaya çalışıyorlar yalnızlığımı. Dudaklarını öpmem için ısırıyorlar, ama öpüşmek için gereken Yakınip duruyorum. Çünkü, yüzümün kirini parmaklarıyla temizledikten sonra, onlara para verdim. Ama bitti. Yüzümün kiri kalmazsa kim inanır onlara küstüğüme? Bir zamanlar, kirli çocukları sevdiğimi kendime nasıl yazabilirim. Benim yalnızlığım sende.

Çünkü aynı şehir, gece çöktüğü zaman, şekerli ağzıyla acımı emmeye çalışıyor. ellerimle itiyorum,

Ve hangi filmin yıldızı olduğumu soruyorum onlara... dillerini bilmediğim için anlamadığım kadar çok soruyorum. Sevdiğim filmleri bilen birini bulana dek bunu yapacağım. Bilmediğim ve seveceğim bütün filmlerin sende olduğunu hatırladığımda, ormanda, aynalı bir mağaraya benzeyen otel odasında, ‘Neden şehre döneyim?’ diye soruyorum. Ne kadar yalnızsam o kadar çok sevebileceğim filmler hala var biliyorum.
O filmler, şarkılar ve kitaplar kadar uzun olan geceler.
Seninle. Vazgeçemeyeceğim.
Sözler.

İki kişilik silinemez mutsuzluklar ve onları unutturan mutluluk. Bize birbirimizi unutturan mutluluk... hiç birbirimizi unutarak seviştik mi sözle diye sormadığım senle. Bir de sanki, başka bir çağı yaşıyorum.


yollarda,
yanımdaydın; ve birbirimizi özlemeden yan yana durduğumuz halde seni unutmadım.
Aşık olabilir miyim sana. Hiç bir fikrim yok. Yalnızca hayallerim var.
Sen bana bakmaya utanmaktan daha güzelini yaptın- sana bakmamdan utandın.
İnsan güzelliğinden mahcup olunca daha mı güzel olur: penceredeki yansımama bakmıyorum, ....en güzel yerim gözlerim, ama onları sensiz görmek istemiyorum. Çünkü, sana yazıyorum.

Her akşam, yemeğe giderken yanından geçtiğim akasya ağacına bakıyorum.

Akasya ağacından kuru yaprakların üzerine atladığımda öleceğim aklıma gelmiyor.

Yaşamak için kollarımı açmak, tutunmamak gibi.
^^UMAY UMAY^^

To top

Buradan giriş yap:

Not a member of this network?

Alternative logins

You can use an account of a third party.

Komünite detayları

  • Search for:

  • Komünite adı

    Karakalem
    Karakalem dergisi okurları ve yazarları

  • Kurucu

    altay öktem

  • Kuruluş

    01.07.2008

  • Members

    1844

  • Dil

    Türkçe