Forum

Opeth

YazarMesaj

17.08.2008 yazıldı 17.08.2008 yazıldı

Kendi adıma konuşmam gerekirse, gerçekten zor sevilen, ancak sevdin mi peşinden nereye gitse gölgesi gibi gidilecek bir gruptur. İsveç'ten olmasının ise artık tesadüf olduğunu düşünmüyorum İsveç'ten çıkan grupları gördükçe.
Black Rose Immortal gibi parçalarının içinden ayrı 5 tane parça çıkarılabilir, genelde şarkı süreleri inanılmaz uzundur ancak bittiğinde sanki çok kısa sürmüş gibi gelir. Sadece müzik değil elbette, sözlerine bakıldığında da takdire şayandır Opeth.
Vokali Mikael Akerfeldt (İsveç li bir başka Mikael için bakınız Mikael Stanne-Dark Tranquillity), konserleri esnasında inanılmaz sempatik tavırlar sergilemektedir. En son örneği Uni Fest te görülmüştür. Kendisinin sesini aynı zamanda Dream Theater- Repentance parçasının sonunda ve elbette Ayreon'un The Human Equation adlı albümünde de duyabilmekteyiz. Brutal i benim gibi sevmeyen bir bünyeye sevdirmiş, clean vokali de bir o kadar, hatta en az onun kadar başarılı bir kişidir kendisi.
Ekstradan bilgi verilecek olursam, kendisi İbrahim Tatlıses'i pek sevmektedir, hatta en güzel parçalarından biri olan "Bleak"i yaratırken onun etkisinde kaldığını söylemiştir.
Grup ismi Wilbur Smith'in Sunbird ( Güneşin Kuşu) adlı bir kitaptan çıkmıştır. Bu romanda Opet adında bir ay şehri bulunur. Grup üyeleri bunu Opeth'e çevirirler.
Albüm listesi:
1995-Orchid
1996-Morningrise
1998-My Arms, Your Hearse
1999-Still Life (!)
2001-Blackwater Park
2002-Deliverance
2003-Damnation
2005-Ghost Reveries
2008-Watershed

İlk başta tavsiye edeceklerim: Deliverance, Serenity Painted Death, The Drapery Falls, Master's Apperatices, A Fair Judgement, Demon of the Fall, Closure, Under the Weeping Moon, Black Rose İmmortal, When, Benighted, Bleak, The Baying of the Hounds.

Sanırım tavsiye sınırını aştım biraz da bilgi olarak değil de duygusal yazdım ama insan hakikaten çok sevdiği şey hakkında adam gibi objektif yazamıyor galiba:)

To top

18.08.2008 yazıldı 18.08.2008 yazıldı

Kendine özgü yapısıyla hem vazgeçilmez bir grup ama aynı zamanda sevmesi de bir o kadar zor bir grup. Aynı şarkı içinde hem insanı gaza getiren riffleri hemde huzur dolu melodileri bulabilmek mümkün. Mikael ise tek başına bir muzik dahisi, yazdığı sözler ve yarattığı eserlerle kalitesini kesinlikle kanıtlamış bir insan aynı zamanda vokalde bu kadar başarılı bir insan olmasına ragmen canayakın ve komedyen yapısı cok agır basan bir insandır kendisi. Tabiki grubun başarısı sadece mikaele bağlı değil bütün enstrumanların şarkılardaki rolü çok önemli zira bir tanesının eksikliği butun parcanın buyusunu yitirmesine neden olabiliyor. Son donemlerde grup elemanlarının değişikliğinden grup biraz gerilemiş olsa da en son albümünde de görülüyor ki uzun süre progressive black metal türünde tahtını koruyacak bir grup. Kısacası dinleyin kesinlikle beğeneceğiniz bir kısım bulacaksınızdır

To top

20.08.2008 yazıldı 20.08.2008 yazıldı

Bu mesaj Fulya E. tarafından silindi.

To top

01.09.2008 yazıldı 01.09.2008 yazıldı

Soğuk,yalnızım,ama O yanıma geliyor,uzanıyor yanıma.Hİç bir şey söylemedn.Çok üşüyorum.Anlıyor ve herşeye rağmen sokuluyor bana,kötü hiçbir şey olmamış gibi.Çok korkuyorum,bu anın geçip gitmesinden!Uzun zamandır,hatta hayatım boyunca beklediğim anı yaşıyorum.Gözyaşlarımı içime akıtıyorum.Siliyor yine de ruhumdan o yaşları.Sıcacık oluyor bedenim.Birden, ruhumu gözler önüne seren windowpane başlıyor...Ve hiçbir şey eskisi gibi olmuyor...
Hayatımın en anlatılmaz anını yaşatan windowpane'i yaratan,tarifi mümkün olmayan yüce opeth için kelimeler hatta notalar yetmez!!!

To top

16.10.2008 yazıldı 16.10.2008 yazıldı

Böyle acayip bir grup var mıdır?Hele şu son albümleri "watershed"... nasıl bir yapımdır o ya?! Nasıl bir araya gelir bu kadar mükemmel olgular ve benim dinlediğim en zor albümlerden biri ortaya çıkar?...

To top

04.07.2009 yazıldı 04.07.2009 yazıldı

aslında opeth hakkında yazacaklarım bir posta sığmaz.
garip bir grup. önceleri arada sırada dinlerdim ama bir yaz albumlerine gerçekten girebilme fırsatını buldum. sanırım 3 4 gun sadece onları dinledim. albumlerinde ve şarkılarında hissettirdikleri atmosfer gerçekten çok iyi. ama öyle kolay dinlenebilen alışılabilen bir grup değil kesinlikle, anlayabilmek için gerçekten dikkatli ve derinlemesine dinlemek gerekiyor, ve tabiki sözleri de. konsept albumlerinin hastası olarak my arms, your hearse, still life ve ghost reveries hem atmosfer olarak hem de teknik olarak hayatımda dinlediğim en iyi albumlerden.

fakat ilk albumleri olan orchid'in çok çok özel bir yeri vardır. bu albumdeki parçalardan heralde 2 3 album çıkarılabilir o derece kompleks bir yapısı var. enstrümental olan silhouette dışında olan parçalar ortalama 13 dk ama eğer opethi gerçekten sevdiyseniz hiç bir anı sıkıcı gelmiyor. tabi bir de progresif müziği sevmek lazım. albumdeki favori parçam olan apostle in triumphı onlarca kez dinlememe rağmen hala yeni birşeyler çıkartabiliyorum içinden. boş parça yok bu albumde, in mist she was standing, forest of october, silhouette, under the weeping moon, the twilight is my robe hepsi çok kaliteli parçalar.

grup bu kaliteli çizgisini 2. albumleri morningrise' a da çok iyi taşımışlar. gerçi daha farklı bir atmosfer var ama gene çok yoğun. the night and the silent water'ı ilk dinlediğimde tüylerimin diken diken olduğunu hatırlıyorum. ki bu albumde black rose immortal gibi bi parça var ki zaten opeth dinleyicilerinin bildiği gibi üzerine tez bile yazılabilir

my arms, your hearse kendi çapında kült bir album bence. konsept gerçekten çok iyi, akerfeldt gerçekten hikayeyi şarkılarında hissettiriyor insana dinlerken. mevsimlerin temsili (april ethereal, demon of the fall) her parçanın bir sonraki parça ismiyle bitmesi ve yarattığı döngü çok iyi bir kurgu oluşturmuş. ve akerfeldt ne kadar iyi clean vokal de yapabildiğini credence'la kanıtlamış.

still life için ayrı bi konu bile açılabilir. konsepti genişletilip bir kitap bile yazılabilir. atmosfer gene çok farklı o yüzden diğer albumlerle karşılaştırmak istemiyorum ama daha duygu yoğunluklu bir album bu. gene karanlık ama bir çaresizlik var genelinde. bu albumde benighted'la akerfeldt camel'a bir gönderme de yapmış. camel'ın never let go parçasıyla benighted'ın girişleri aynı. godhead's lament, benighted, moonlapse vertigo ve face of melinda ardı ardına çok iyi bir uyum sağlıyor.

blackwater park'la opeth zaten dunya çapındaki başarısına ulaştı. ama bu durum bence opeth kitlesinin bölünmesine yol açtı. ki bu durum deliverance - damnation albumleriyle iyice belirginleşmeye başladı. bu albumde the leper affinity, bleak, drapery falls ve blackwater park gibi kaliteli parçalar var.

deliverance - damnation ikilisi, ki özellikle damnation, opeth dinlemeye başlamak için çok yanlış albumler. damnation'dan sonra 2 opeth parçası dinleyip opeth fanatiği odluğunu iddia eden insanlar türedi etrafta. bu 2 albumden sert olanı deliverance, gene nispeten daha opeth çizgisindeyken, damnation daha az progresif öğeler içeriyor. burada opeth kitlesindeki bölünmeden kastım müziğin sertliği ya da yumuşaklığı değil, sadece opeth'in derinliği damnation albumunde değil. ben de severim bu albumleri ama gözlemlediğim karadıyla böyle. özellikle deliverance parçası ve sondaki opeth'in deneysel olduğunu açıkladığı ve sıkıcı olucağı düşünülen son 3 dakika bence gayet yerinde olmuş.

ghost reveries gene konsept bir album. aslında yarı konsept, son parça hikayeye dahil değil ama akerfeldtin ısrarlarıyla konulmuş. bu albumde çok satanik bir atmosfer var ve insana o duyguyu yaşatıyor. hatta çizim yeteneğim olsa sırf bu albumden esinlenerek bir çok şey çizebilirim. bu album aynı zamanda lopez'in ayrılmadan önceki son albumu.

ve en son çıkan watershed. zaten değişimin sinyallerini blackwaterdan itibaren yavaş yavaş hissettiren opeth artık watershed'de iyice atmosfer olarak değiştiler. bence hiç de kötü olmamış ve lopez yerine gelen axenrot'ta opethe uyum sağlamaya başlamış. lotus eater, hessian peel ve heir apparent gerçekten çok kaliteli parçalar. ama sanırım bu değişimin nereye gideceği axenrotun tamamen uyum sağlayacağı bir sonraki albumde belli olacak.

ben opeth'i ankara'da canlı seyrettim ve akerfeldt'in ne kadar kaliteli bir müzisyen olduğunu gördüm. tüm albumleriyle opeth benim için gerçekten çok özel bir yere sahip.

To top

04.07.2009 yazıldı 04.07.2009 yazıldı

tek cümleyle tanımlarsak;
bence dinlendikce daha da sevilen,kaliteli vokallere sahip tapılası bi grup.

To top

03.02.2010 yazıldı 03.02.2010 yazıldı

nisanda 2009 da ankarada, gece dışarda sabahlamak pahasına gelmiştim o konsere.. mikaelin çığlık çığlığa bağıran kızlara verdiği cevap beni kopardı. " karşınızda backstreet boystan brian yok kızlar" ve ardından " fucking pussy shits" diyerek son noktayı koydu..ah mikael... isveçli iki mikaele de tapıyoruz
mikael akerfeldt ve
mikael stanne (dark tranquillity)

To top

Buradan giriş yap:

Henüz mixxt üyesi değil misin?

Komünite detayları

  • Search for:

  • Komünite adı

    Karakalem
    Karakalem dergisi okurları ve yazarları

  • Kurucu

    altay öktem

  • Kuruluş

    01.07.2008

  • Members

    1687

  • Dil

    Türkçe